KDV İade İşlemlerinde Genel İmal ve Genel Giderler ile Atik Alımı veya Atik İnşasındaki KDV’nin Dağılımı. Genel imal ve genel idare giderleri ile atiklerden iade hesabına pay verilebilmesi için söz konusu inşa veya alımların mutlaka işle bir bağlantısının olması, diğer bir deyişle işle ilgisinin olması, indirilememiş olması, atik alımında atik’in işte kullanılması şartı, atik eğer inşa edilmişse aktife alınıp kullanılmaya başlandığı dönemde iade hesabına pay verilmiş olması gerekir. KDV iade işlemlerinde iade hesabına genel imal ve genel idare giderleri ile Atik alımı veya inşası nedeniyle yüklenilmiş olan KDV’den iade hesabına ne şekilde pay verileceği makalemizin konusunu oluşturmaktadır.

[responsivevoice_button voice=”Turkish Male” buttontext=”Makaleyi Dinle”]


KDV iade işlemlerinde iade hesabına genel imal ve genel idare giderleri ile Atik alımı veya inşası nedeniyle yüklenilmiş olan KDV’den iade hesabına ne şekilde pay verileceği makalemizin konusunu oluşturmaktadır.

Genel imal ve genel idare giderleri ile atiklerden iade hesabına pay verilebilmesi için söz konusu inşa veya alımların mutlaka işle bir bağlantısının olması, diğer bir deyişle işle ilgisinin olması, indirilememiş olması, atik alımında atik’in işte kullanılması şartı, atik eğer inşa edilmişse aktife alınıp kullanılmaya başlandığı dönemde iade hesabına pay verilmiş olması gerekir.

KDV uygulama genel tebliğine göre genel giderler; telefon, kırtasiye, posta, ulaşım, konaklama, akaryakıt, elektrik, su, büro malzemeleri, muhasebe, reklam, temizlik malzemeleri, kira vb. giderlerdir. Kural olarak bir dönemde mükellefe en fazla iade verilebilecek tutar, mükellefin o dönemdeki istisnalı teslim veya hizmet tutarının genel vergi oranı olan %18’ini aşamaz. Bu sınır mükellefin azami iade alabileceği “azami iade edilebilir vergi” sınırıdır. Başka bir deyişle mükelleflerin bir hesap döneminde* istisnalı işlemle ilgili doğrudan yüklenimleri, genel imal ve idare giderleri ile atik imali veya alımı nedeniyle yüklenilen KDV’lerinin toplamı azami iade edilebilir vergi tutarını aşamaz. Bu sınırın aşımı sadece mükelleflerin doğrudan yüklenimlerinin olması ve bu tutarların çok yüksek olması sebebiyle olabilir. Bu durumda da azami iade edilebilir sınırı aşan doğrudan yüklenimlerden kaynaklı iadenin verilebilmesi ancak vergi incelemesi yoluyla olabilir ve iade vergi inceleme raporuyla verilebilir.

(*İndirimli oranlı iade işlerinde azami iade edilebilir verginin hesabında; Yıllık toplam teslim tutarı dikkate alınır ve ay içi hesaplamalarda azami iade edilebilir sınırın aşılması iadeye engel oluşturmaz. Ancak bu durum sadece doğrudan yüklenimlerden kaynaklı olması durumunda geçerlidir. Genel giderlerden ve atiklerden kaynaklı ise ay içi hesaplamalarda dahi sınırın aşılmaması gerekir. Aşılması durumunda aşan tutarın iadesi verilmez. Atik’ten kaynaklı durumda kalan atik tutarının diğer iade dönemlerinde şartların tekrar oluşması durumunda alınabileceği tabidir)

Mükelleflerin doğrudan yüklenimlerinin haricinde genel imal veya genel giderleri ile atik imali veya alımı sebebiyle yüklenimler var ise bu durumda iade hesabına pay verilirken öncelikle doğrudan yüklenimler iade hesabına alınır, daha sonra genel imal veya genel idare giderlerinden mükellefin o dönemdeki istisnalı teslim ve hizmet tutarının teslim veya hizmetlerin aylık kümülatif toplamına oranı dahilinde pay verilir ve daha sonra ise azami iade edilebilir vergi sınırını geçmemek şartıyla kalan tutarda atiklerden pay verilir. Mükellefin doğrudan yüklenimlerinin çok yüksek olması ve azami iade edilebilir vergi sınırının aşılması durumunda genel imal veya idare giderleri ile atik alımı veya inşası nedeniyle yüklenilen vergiden iade hesabına pay verilmez.

Örnek: İhracat Tutarı: 550.000

Teslim ve Hizmetlerin Aylık Kümülatif Toplamı: 1.000.000

Genel Gider KDV’si: 40.000

Oran: 550.000/1.000.000=0,55                     40.000*0,55=22.000

Mükellef 40.000 TL’lik genel gider KDV’sinin ancak 22.000 TL’sini iade hesabına alabilir.

KDV genel uygulama tebliğine göre 11/1-c ve Geçici 17. madde kapsamında ihraç kaydıyla mal alan ihracatçının ödemediği KDV’yi iade olarak talep etmesi mümkün olmayıp, varsa genel giderler ve atikler nedeniyle iade talep etmesi mümkündür. Bu durumda ihracatçının genel giderler ve atik nedeniyle yüklendiği KDV için iade talebinde bulunabileceği azami iade edilebilir KDV tutarı; ihracat bedeli ile ihraç kaydıyla teslim (ihraç kaydıyla mal alımı bedeli) arasındaki farka genel vergi oranı %18 uygulanarak bulunan tutarı aşamaz.

Atik alımı veya inşası ile ilgili iade hesabına verilecek payda dikkat edilmesi gereken husus alınan veya inşa edilen atik’in sadece istisnalı işlemlerde mi kullanılacak olması yoksa hem istisnalı işlemlerde hem de  istisna dışı işlemlerde kullanılacak olması konusudur. Eğer ki alınan veya imal edilen atik sadece istisnalı işlemlerde kullanılmışsa, azami iade edilebilir vergi sınırı aşılmamak üzere atik KDV’sinin tamamı iade hesabına alınabilir. İade hesabına alınamayan tutarlar ise izleyen dönemlerdeki iade hesabında dikkate alınır. Bu durumun takibinin yapılabilmesi için yasal defterlerde yardımcı hesapların kullanılması yerinde olacaktır. KDV genel uygulama tebliğinde atik’in dağılımında sadece istisnalı işlemlerde-hem istisnalı işlemlerde hem de istisna dışı işlemlerde atik dağılımıyla ilgili bir ayrım yapılmış olmamakla birlikte kendi görüşümüzce atik alımı veya inşası eğer ki hem istisnalı işlemlerde hem de istisna dışı işlemlerde birlikte kullanılmışsa pay verilirken atik’e ait yüklenimin istisnalı işlemlerde kullanılan kısmındaki oranı ile (genel giderlerin dağıtımında gösterilen oran) iade hesabına pay verilmesi gerektiğidir. Bu pay verilirken azami iade edilebilir vergi sınırının aşılmaması gerektiği tabidir. Bu durumu bir örnek ile açıklarsak;

Örnek:

İstisnalı Teslim Tutarı: 300.000

İstisnalı-İstisnasız Toplam Satışlar: 500.000

Doğrudan Yüklenim: 30.000

Genel Gider KDV’si: 5000

Azami İade edilebilir Vergi: 300.000*%18=54.000

Atik KDV’si: 10.000

Oran: 300.000/500.000=0,6

Genel Giderden verilecek pay: 5000*0,6=3000

Atiklerden verilen pay: 10.000*0,6= 6000

Sorunun çözümüne göre; mükellef öncelikle pay verirken doğrudan yüklenim olan 30.000 TL’yi iade hesabına alır. Daha sonra genel giderlerden yüklenilen ve oran doğrultusunda hesaplanan 3000 TL’yi iade hesabına alır. Bu iki yüklenim türünün toplamı olan 33.000 TL azami iade edilebilir vergi sınırı olan 54.000 TL’den düşülür ve kalan tutar olan 21.000 TL’ye kadar atik alım veya inşasından pay verilebilir. Örnekte atik alımının ve bu atik’in hem istisnalı işlemlerde hem de istisna dışı işlemlerde kullanılmış olması sebebiyle oran uygulanarak bulunan 6000 TL kadarlık kısmı  iade hesabına alınabilir. Bu tutar da 21.000’den küçük olduğundan 6000 TL’nin tamamı iade hesabına alınabilecektir. Eğer ki bu tutar 21.000 TL’ den büyük olsaydı, iade hesabına alınamayan kalan tutar bir sonraki iade işlemlerinde iade hesabına pay verilirken dikkate alınabilecekti. Ancak burada şartların tekrar uygun olması gerektiği (azami iade edilebilir sınırın aşılmaması, sadece istisnalı işlemde kullanılıp kullanılmaması gibi) tabidir.

Örneğimizde mükellefin faaliyeti sadece istisnalı işlemler olmuş olsaydı, atik dağıtımı yapılırken herhangi bir oranlama yapılmadan sadece azami iade edilebilir verginin aşılıp aşılmamasına göre dağıtım yapılacaktır. Yani doğrudan yüklenimler ve genel giderlerden pay verildikten sonra geri kalan tutar ile atik tutarı karşılaştırılacak, atik KDV’si kalan tutardan küçükse herhangi bir oranlama yapılmadan atik KDV’sinin tamamı iade hesabına alınacak, eğer ki büyük ise atik KDV’sinin sadece azami iade edilebilir sınırına kadar başka bir deyişle doğrudan yüklenimler ve genel giderler düşüldükten sonraki kalan kısmı kadar pay verilebilecektir. Pay verilemeyen kısımlar ise ilerleyen dönemlerdeki iade hesabına pay verme işlemleri sırasında şartlar yeniden oluştuğunda dikkate alınabilecektir.

Özetle; mükellefler KDV işlemlerinde genel giderler ve atiklerden kaynaklı olarak iade hesabına pay verirken önce doğrudan yüklenimleri iade hesabına almalı, daha sonra iade edilebilir sınır aşılmıyorsa genel giderlerden oran doğrultusunda pay vermeli ve yine azami iade edilebilir vergi sınırı aşılmıyorsa atiklerden pay vermeli, atiklerden pay verirken eğer hem istisnalı işlemlerde hemde istisna dışı işlemlerde atik kullanılmışsa genel giderlerde kullanılan oran üzerinden pay verilmeli, sadece istisnalı işlemlerde atik kullanılmışsa herhangi bir oranlama yapmadan atikten iade hesabına pay verilmelidir. Ancak her hâlükârda azami iade edilebilir vergi sınırının aşılmaması gerekir.

10 Ocak 2020 /KDV İade İşlemlerinde Genel İmal ve Genel Giderler ile Atik Alımı veya Atik İnşasındaki KDV’nin Dağılımı
Yasal Uyarı: @Vergipedia , Tüm hakları saklıdır - Yanlızca kaynak gösterilerek kullanılabilir.
ETİKETLER :

YORUM YAP

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Finansal Bilgilerimiz Paylaşılıyor

makale

Vergi kayıp ve kaçaklarını önlemek üzere OECD tarafından Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi oluşturulmuştur Avrupa Birliği üyesi ülkelerin tamamının yanı sıra İsviçre, Norveç, Brezilya, Hindistan gibi ülkeler de dahil bugün itibarıyla 136 ülkenin taraf olduğu Sözleşme, uluslararası vergisel işbirliği ve şeffaflığın bir gereği olarak 2011 yılında Türkiye tarafından ...

1 Ekim 2020 0 3

Elektronik Fatura Mimarisi ve Hindistan E-Fatura Uygulaması

makale

Elektronik belge dünyadaki mali idarelerin en önemli hayallerden birisi Ülkemiz ise bu alanda önemli bir başarı kaydeden ülkeler arasında yer alıyor Kendi kulvarındaki birçok ülkeye göre erken başlayan, oldukça yavaş ilerleyen ve yakın tarihli atılımlarla gaza basılarak artık ekonominin geneline yayılan bir e-belge alt yapısına sahip bulunuyoruz Gerçekten gurur ...

29 Eylül 2020 0 43

Son Yorumlananlar

Top
Menu