T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

MUĞLA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

96620903-125[6/2013-1]-3

14/02/2013

Konu

:

2012 yılında satış faturası düzenlenen malların 2013 yılında maliyetinin oluşması durumunda K.V. ve KDV beyanı.

 

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda; Devlet Malzeme Ofisine yurt dışından ithal ettiğiniz malları verdiğinizi, 2012 yılında Devlet Malzeme Ofisine elinizde bulunan stoklardaki malları verdikten sonra yeni taleplerinin olduğunu ve talep miktar ve tutarları belirlenen malların daha sonra teslim edilmek üzere anlaşma yapıldığını,  Devlet Malzeme Ofisinin talebi olan malları 2013 yılında teslim alacağı, bu malların faturasının 2012 yılında düzenlendiği, fatura tutarının  … olmak üzere toplam … TL olduğu belirtilerek, fatura düzenlenme tarihinin 2012 yılında olması nedeniyle  ilgili malların maliyet bedellerini 2012 yılı satılan mallar maliyetine mi yoksa 2012 yılında kesilmiş olan fatura bedellerini gelecek aylara ait gelirler hesabına mı  kaydetmeniz konusunda tereddüt oluştuğu, ilgili faturalardaki hesaplanan katma değer vergisinin 2012 yılı Aralık ayı katma değer vergisi beyannamesinde mi, malın tesliminin yapılacağı 2013 yılı ocak ayı katma değer vergisi beyannamesinde mi beyan edilmesi gerektiği konusunda tereddüde düşüldüğünden Başkanlığımız görüşü istenilmektedir.

            Kurumlar Vergisi Kanunu Yönünden :

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safı kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmış olup ticari kazançta vergiyi doğuran olay tahakkuk esasına bağlanmıştır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde safi kurum kazancının tespitinde indirilebilecek giderler sayılmıştır.

             Ticari kazancın tespitinde iki temel ilke geçerlidir. Bunlar “dönemsellik” ve “tahakkuk esası” ilkeleridir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması, yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Dönemsellik ilkesi ise, bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır. Bu esas dikkate alındığında bir gelir veya gider unsurunun, özel bir düzenleme bulunmadığı sürece, mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştiği dönem kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

            Öte yandan, Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü ile şirketiniz arasında düzenlenen satın alma sözleşmesinden, Ofis tarafından satın alınacak ürünlerin fiyat, tedarik, teslim ve tesellüm ile bedelin ödenmesine ilişkin usul ve esaslar ile karşılıklı hak ve yükümlülüklerin belirlendiği, ürünlerin teslimlerinin kesin siparişi müteakip 25-35 gün arasında yapılmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Ayrıca, Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğünden bilgi istenilmesi üzerine,  Aralık ayı içerisinde toplam 5 adet sipariş verildiği, talep edilen mal ve hizmetlerin ihtiyaç sahibi kamu kurum ve kuruluşlarınca teslim alındığına ilişkin yazılar üzerine ödemenin yapıldığı, fatura konusu mal ve hizmetlerin sipariş mektubunda belirtilen süre ve hükümler çerçevesinde teslim ve tesellüm ettirildiği bildirilmiştir. Şirketiniz tarafından da faturası 31/12/2012 tarihinde düzenlenen malların tesliminin 2013 yılı Ocak ayında içerisinde yapılacağı anlaşılmıştır.

            Bu hüküm ve açıklamalara göre, 31/12/2012 tarihinde fatura düzenlenmek suretiyle satışı yapılan mallara ilişkin gelir; bu tarih itibariyle miktar ve mahiyet itibariyle kesinleştiğinden 2012 hesap döneminin kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir.

            Ayrıca, satışı yapılan ancak, 2013 yılı Ocak ayında ithal edilerek teslim edilecek olan söz konusu malların maliyet bedellerinin de dönemsellik ilkesi gereği ilgili olduğu hesap döneminde dikkate alınması gerektiğinden, 2012 hesap döneminin kazancının tespitinde dikkate alınması mümkündür.

            Katma Değer Vergisi Kanunu Yönünden  :

            3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun; 1/1’nci maddesinde, Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, 1/2’nci maddesinde; her türlü mal ve hizmet ithalatının KDV’ye tabi olduğu, 10’uncu maddesinin (a) bendinde, vergiyi doğuran olayın mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde malın teslimi veya hizmetin yapılmasıyla meydana geleceği, (b) bendinde ise; malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgelerin verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesiyle de vergiyi doğuran olayın gerçekleşeceği hüküm altına alınmıştır.

            Buna göre, Devlet Malzeme Ofisine teslim edilecek mallar yurtdışından ithal edildikten sonra adı geçen kuruma teslim edilecek olsa dahi, önceden fatura düzenlenmesi halinde KDV Kanunu’nun 10/b maddesi uyarınca vergiyi doğuran olay gerçekleşeceğinden, faturada gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura bedeli üzerinden vergi hesaplanması ve hesaplanan bu verginin faturanın düzenlendiği vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesi ile beyan edilmesi gerekmektedir.

             Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Özelge:2012 Yılında Satış Faturası Düzenlenen Malların 2013 Yılında Maliyetinin Oluşması Durumunda K.v. Ve Kdv Beyanı Hk.

14.02.2013

96620903-125[6/2013-1]-3

Son Yorumlananlar

Top
Menu