T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 6-741

24/02/2012

Konu

:

5811 Sayılı Kanun’a istinaden beyan edilen tutarın özel fon hesabına alınmadan sermayeye ilave edilmesi durumunda Kanun hükümlerinden yararlanılıp yararlanılmayacağı.

 

 

            İlgi (a)’da kayıtlı özelge talep formu ve ilgi (b)’de kayıtlı dilekçede, 5811 sayılı Kanun’dan yararlanmak üzere beyan ettiğiniz tutarın sermayeye ilave işlemini özel fon hesabına aktarmadan ticaret sicilinde 26/05/2010 tarihinde tescil ettirerek gerçekleştirdiğinizi, sermaye artış ödemesinin nakit olarak yapıldığını ve söz konusu tutarı kayıtlarınıza aldığınızı belirterek anılan Kanun hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağınız hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.

            5811 sayılı Kanun’un 5917 sayılı Kanun’la değişik 3’üncü maddesinin ikinci fıkrasında gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak 01/06/2009 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında işletmenin özkaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların, 30/09/2009 tarihine kadar Yeni Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle vergi dairelerine beyan edileceği, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin, bu Kanun hükümlerine göre 213 sayılı Kanun uyarınca kanuni defterlerine, taşınmazlar dışındaki varlıklarını banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırmak suretiyle kaydederek pasifte özel fon hesabı açacakları ve bu fon hesabının, sermayenin cüz’ü addolunarak beyan tarihinden itibaren altı ay içinde sermayeye ilave olunacağı hükme bağlanmış olup beyan süresi, 30/09/2009 tarih ve 27362 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2009/15456 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 31/12/2009 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatılmıştır.

            Aynı maddenin beşinci fıkrasında da, “Birinci ve ikinci fıkralar kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle 01/01/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaz. Ancak, diğer nedenlerle bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan 01/01/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar, bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilerek tarhiyat yapılır. İndirimi reddedilen katma değer vergisine ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedeldir. Şu kadar ki, indirimi reddedilen vergiye ilişkin bedelin tespit edilememesi halinde mahsup edilecek matrah tutarı, % 18 KDV oranı dikkate alınarak hesaplanır.” hükmüne yer verilmiştir.

            1 seri no.lu 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanuna İlişkin Genel Tebliğ’in “3.5.2.1. Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerce yapılacak işlemler” başlıklı bölümünde;

            “Bilanço esasına göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak, 01/10/2008 (5917 sayılı Kanunun yürürlüğünden sonra beyanda bulunan mükellefler için 01/06/2009) tarihi itibarıyla yasal defter kayıtlarında işletmelerin özkaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların, yasal defterlere kaydedilmesi gerekmektedir.

            Bu çerçevede, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin taşınmazlar dışındaki varlıklarını, öncelikle banka veya aracı kurumlardaki hesaplara yatırmaları gerekmektedir. Bu şekilde banka veya aracı kurumlara yatırılarak varlığı ispatlanan varlıkların, bu tutarlar üzerinden yasal defterlere kaydedilmesi mümkün olacaktır. Vergi dairelerine beyan edilen taşınmazlar ise yasal defterlere, vergi dairelerine beyan edilen değeriyle kayıt edilecektir.

            Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, Kanun hükümlerine göre yasal defterlerine kaydettikleri varlıklar için pasifte özel bir fon hesabı açacaklardır. Bu fon hesabı, sermayenin cüz’ü addolunacak ve beyan tarihinden itibaren altı ay içinde sermayeye ilave edilecektir.”

            Aynı Tebliğ’in; “5.6.2.1. Bilanço esasına göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri”  başlıklı bölümünde de,

            “Bilanço esasına göre defter tutan gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince Türkiye’de sahip olunan ve beyan edilen taşınmazlar dışındaki varlıklara ilişkin tutarların banka veya aracı kurumlarda açılacak hesaplara yatırılmak suretiyle yasal defter kayıtlarına intikal ettirilmesi ve beyan tarihinden itibaren altı ay içerisinde sermayeye ilave edilmesi gerekmektedir.

            Herhangi bir nedenle, belirlenen süre içerisinde söz konusu varlıklara ilişkin tutarların sermayeye ilave edilmemesi halinde, Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkra hükmünden yararlanılamayacaktır.”

            açıklamaları yapılmıştır.

            İlgi dilekçeniz ve eklerinin incelenmesinden ise 10/12/2009 tarihinde bankaya yatırılan paranın, 14/12/2009 tarihinde 5811 sayılı Kanun kapsamında beyan edildiği,  süresi içerisinde ödendiği, beyan edilen tutarı sehven pasifte özel bir fon hesabına almaksızın doğrudan nakit olarak sermaye artışına konu etmek suretiyle kayıtlara aldığınız anlaşılmaktadır.

            5811 sayılı Kanun’un mahsup hükümlerinden faydalanılması için, paranın bankaya yatırıldıktan sonra beyan edilmiş olması, beyanın yapılan tarhiyatlardan önce olması, tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmesi, özel bir fon hesabına alınan tutarın süresinde sermayeye ilave edilmesi gerekmektedir.  

            Bu çerçevede, doğru uygulama beyan edilen tutarların pasifte özel bir fon hesabına alınması ve sermaye artışının da bu fon hesabından yapılması olmakla birlikte, beyan ettiğiniz tutarın kayıtlara intikal ettirmiş ve sermayeye ilave etmiş olmanız nedeniyle yukarıda belirtilen şartların da sağlanması halinde, mahsup hükümlerinden faydalanmanız mümkün olacaktır.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Özelge:5811 Sayılı Kanun’a İstinaden Beyan Edilen Tutarın Özel Fon Hesabına Alınmadan Sermayeye İlave Edilmesi Durumunda Kanun Hükümlerinden Yararlanılıp Yararlanılmayacağı Hk.

24.02.2012

B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 6-741

Son Yorumlananlar

Top
Menu