T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü

 

 

 

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 6-2401

28/12/2011

Konu

:

Destekleme ödemelerinin iadesi

 

 

İlgide kayıtlı dilekçenizde 06-08 Temmuz 2005 tarihleri arasında …. A.Ş. aracılığı ile Rusya’da düzenlenen fuara katılmanız nedeniyle tarafınıza ödenen 16.002,99 TL tutarındaki destekleme ve fiyat istikrar fonu priminin gelir unsuru olarak kayıtlarınıza intikal ettirildiği ancak Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından tarafınıza gönderilen ve söz konusu ödemenin iadesi içerikli … Ekim 2009 tarih ve …. sayılı yazıya istinaden …. Vergi Dairesi Müdürlüğüne geri ödendiğini belirterek ilgili dönemde gelir unsuru olarak kayıt altına alınan bu tutarların gider olarak dikkate alınıp alınamayacağına ilişkin Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında kurum kazancının, gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluştuğu belirtilerek anılan Kanunun  6 ncı maddesinde kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içerisinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun “Ticari Kazancın Tarifi” başlıklı 37 nci maddesinde; “her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazançlar ticari kazançtır”  hükmü yer almış olup, aynı Kanunun “Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti”  başlıklı 38 inci maddesinde ise;

“Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:

1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;

2. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.

Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulur.”

denilmiştir.

Bilindiği üzere 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun “İndirilecek Giderler” başlıklı 40 ıncı maddesinin (3) numaralı bendinde işle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilam veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların safı kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınabileceği, 41 inci maddesinin (6) numaralı bendinde ise her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatların gider olarak indirilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

Kurumlar Vergisi Kanununun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise, Kurumlar Vergisi Kanununa göre hesaplanan kurumlar vergisi ile her türlü para cezaları, vergi cezaları, 21.07.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizlerin indiriminin yapılamayacağı belirtilmiştir.

Ticari kazancın tespitinde, iki temel ilke geçerlidir. Bunlar “dönemsellik ilkesi” ile “tahakkuk esası ilkesi”dir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibariyle kesinleşmiş olması yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra, miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. Dönemsellik ilkesi ise bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanması ve ilgili olduğu dönemle ilişkilendirilmesidir.

Öte yandan, Yurt Dışı Fuar Katılımlarının Desteklenmesine İlişkin Tebliğin  17 nci maddesinde “Katılımcının, yanıltıcı ve/veya gerçeğe aykırı bilgi verdiğinin ve/veya belge ibraz ettiğinin, Türk malı imajına zarar verdiğinin, kalitesiz ürünler sergilediğinin, fuar süresince gösterdiği tanıtıma yönelik yaklaşımının ülkemiz itibarını zedelediğinin ve bu Tebliğ hükümlerine aykırı fiillerde bulunduğunun tespiti halinde destek talebi kabul edilmez. Bu fiillerin ödeme yapıldıktan sonra belirlenmesi durumunda 18’inci madde hükmü çerçevesinde işlem yapılır.”; 18 inci maddesinde ise “Bu Tebliğ kapsamında katılımcıya veya organizatöre haksız ödeme yapıldığının tespiti halinde geri alma işlemi için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Cezai müeyyide gerektiren diğer hallerde ise ilgililer hakkında ayrıca kanuni takibat yapılır” hükümleri yer almaktadır.

Özelge talep formunuzun ekinde yer alan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nca  tarafınıza gönderilen yazıdan; destekleme ve fiyat istikrar fonu priminin  Yurt Dışı Fuar Katılımlarının Desteklenmesine İlişkin Tebliğin  17 nci maddesine istinaden iadesinin istendiği anlaşılmıştır.

Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalara göre, alındığı tarihte kurum kazancına dahil edilen ve anılan Tebliğin 17 nci maddesine istinaden geri ödenen söz konusu prim tutarları geri ödendiği dönemde kurum kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınabilecektir.  Ancak, tahsil edilen prime bağlı olarak geri ödenecek tutarın içerisinde yer alan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizlerin gider olarak dikkate alınamayacağı tabiidir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Özelge:Destekleme Ödemelerinin İadesi Durumunda İlgili Dönemde Gelir Unsuru Olarak Kayıt Altına Alınan Tutarların Gider Olarak Dikkate Alınıp Alınamayacağına Hk.

28.12.2011

B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 6-2401

Son Yorumlananlar

Top
Menu