T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İZMİR VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

MÜKELLEF HİZMETLERİ GELİR VERGİLERİ GRUP MÜDÜRLÜĞÜ

 

 

 

Sayı

:

84098128-125[8-2017/1]-13860

09.01.2019

Konu

:

Kısa vadeli ihracat kredi sigortası kapsamında kesilen tutarın gider kaydı.

 

 

İlgi

:

02.02.2017 tarihli özelge talep formunuz.

İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; ihracat bedellerinin alıcı firma tarafından ödenmemesi riskine karşı … ile … Poliçesi yaptığınızı, poliçe kapsamında vadesinde tahsil edilemeyen sigorta poliçesine bağlanmış ihracat bedelinin % 90 tutarının … tarafından firmanıza ödendiği, % 10’luk tutarının ise alıcı firmaya açılacak dava ve benzeri masraflar için ödenmediği, firmanızın alıcı firmadan olan alacağını …’a temlik ettiğini, bu nedenle, …’ın tarafınıza ödemediği % 10’luk tutar için yurt dışındaki alıcı firmaya dönük alacak davası açma veya icra takibi başlatma işlemi yapmanızın ve bu işleme göre şüpheli ticari alacak karşılığı ayırmanızın mümkün olmadığı belirtilerek, … tarafından ödenmeyen % 10’luk tutarın kurum kazancının tespitinde gider olarak indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 37 nci maddesinde her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların ticari kazanç olduğu hükme bağlanmış; 38 inci maddesinde ise “Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsdeki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müsbet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:  

  1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;  
  1. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.  

Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında, Vergi Usul Kanunu’nun değerlemeye ait hükümleri ile bu kanunun 40 ve 41’inci maddeleri hükümlerine uyulur.” hükümlerine yer verilmiştir.

Buna göre, tespit edilecek kurum kazancından Kurumlar Vergisi Kanununun 8’inci maddesi ile Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinde yer alan giderler indirilebilecek olup, Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinde Vergi Usul Kanununa göre ayrılan amortismanların safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılabileceği hükmüne yer verilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Değersiz Alacaklar” başlıklı 322 nci maddesinde; “Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkân kalmayan alacaklar değersiz alacaktır.

Değersiz alacaklar, bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleriyle zarara geçirilerek yok edilirler.

İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler.” hükmüne yer verilmiştir.

Anılan madde uyarınca, kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkân kalmayan alacaklar değersiz alacak olarak nitelendirilmiştir. Görüldüğü gibi değersiz alacak; kaybedilmiş, tahsiline artık imkân kalmamış, değeri sıfıra inmiş bir alacaktır. Kanuni düzenlemeye göre alacağın tahsil imkânının kalmadığının, kazai bir hükümle veya kanaat verici bir vesika ile tevsik edilmesi icap etmektedir. Kazai bir hükümden anlaşılması gereken, alacağın tahsili için kanun yollarına başvurulmuş olması, icra takibinin yapılmış bulunması, bu müracaatlar ve takipler sonunda, alacağın ödenmeyeceğine hakim tarafından hükmedilmiş olması; kanaat verici vesika teriminden ise ödemeyi imkânsız hale getirmiş hal ve sebepler sonucu ortaya çıkmış belgeler anlaşılmalıdır.

Öte yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 183 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.” hükmüne yer verilmiştir.

Bahsi geçen Kanun hükmü uyarınca temlik edilen alacağın, alacak talep hakkı temlik edilen firmaya geçeceğinden, Kanunun amir hükümlerine uygun şekilde temlik edilen alacak temlik eden açısından ortadan kalkacaktır.

Yukarıda yer verilen Kanun hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, ihracat bedellerinin alıcı firma tarafından ödenmemesi riskine karşı, … ile yaptığınız … Poliçesi kapsamında …’a temlik edilen alacağınızdan tarafınıza ödenmeyen kısmın Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesi uyarınca değersiz alacak olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

  

Özelge:Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Kapsamında Kesilen Tutarın Gider Kaydı Hk.

09.01.2019

B.07.1.GİB.4.35.16.01-125[8-2017/1]-13860

Son Yorumlananlar

Top
Menu