T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

 

 

 

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 6-700

23/02/2012

Konu

:

Şirketin kredibilitesi için ipotek tesisi ve kefalet nedeniyle yapılan ödemeler

 

 

            İlgide kayıtlı özelge talep formunda, …. Vergi Dairesi Müdürlüğünün …. vergi numaralı mükellefi olduğunuz, şirketiniz tarafından bankalar nezdinde teminat mektubu alınabilmesi ve kredi limiti açılması için;

            – şirketiniz ortağının yakınlarından bir kişinin gayrimenkulünü ipotek ettirmesi karşılığı bu gayrimenkul ile ilgili olarak yapılan sigorta, ekspertiz ve benzeri giderlerin şirketinizce kurumlar vergisi matrahından indirilip indirilemeyeceği,

            – başkası adına kayıtlı bir arsanın şirketiniz yararına ipotek ettirilmesi karşılığı arsa sahibine ödenecek bedelin; gider yazılmasının mümkün olup olmadığı, gider kaydedilebilmesi için yazılı sözleşme gerekip gerekmediği, arsa sahibine ödenmesi esnasında stopaj yapmanızın gerekip gerekmediği

            hususlarında özelge talep edildiği anlaşılmakta olup, konuyla ilgili olarak Başkanlığımız görüşleri aşağıdaki gibidir.

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safî kurum kazancının tespitinde de, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

            Bununla beraber, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 38 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:

            1- İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir.

            2- İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.

            Ticari kazancın bu suretle tespit edilmesi sırasında Vergi Usul Kanununun değerlemeye ait hükümleri ile bu Kanunun 40 ve 41 inci maddeleri hükümlerine uyulur.” hükmüne yer verilmiştir.

            Aynı Kanununun 40 ıncı maddesinde ise, safi kurum kazancının tespit edilmesi sırasında indirilecek giderler tadadi olarak sayılmış olup, maddenin (1) numaralı bendi ile ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirim konusu yapılacağı hükme bağlanmıştır.

            Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun “Arızi Kazançlar” başlıklı 82 nci maddesinde, arızî olarak ticarî muamelelerin icrasından veya bu nitelikteki muamelelere tavassuttan elde edilen kazançların vergiye tabi arızi kazançlar arasında sayılması nedeniyle, kefil olunma suretiyle elde edilen menfaatler süreklilik arz etmemesi durumunda vergiye tabi arızi kazanç olarak değerlendirilmektedir. Maddenin devamında; arızî olarak ticarî muamelelerin icrasından veya bu nitelikteki muamelelere tavassuttan elde edilen kazançların (278 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2011 yılı için) 19.000 TL’lik kısmının istisna olduğu hüküm altına alınmıştır.

            Anılan Kanunun 83 üncü maddesinde yer alan “Hilafına hüküm olmadıkça, Gelir Vergisi mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunur.” hükmü ve söz konusu arızi kazançlar üzerinden vergi kesintisi yapılmasına dair herhangi bir hüküm bulunmaması göz önünde bulundurularak bu şekilde tam mükellef gerçek kişiler tarafından arızi olarak kefil olunma suretiyle elde edilen menfaatlerin (Gelir vergisi Kanununun 86 ncı maddesi gereği kazanç ve iratların istisna hadleri içinde kalan kısmı hariç) yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilmesi gerekmektedir.

            Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, emsallere uygunluk ilkesine aykırı durumlar ile transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı hükümleri saklı kalmak üzere, şirketinizce teminat mektubu alınabilmesi ve kredi limiti açılması amacıyla şirket ortaklarından birinin yakınına ait gayrimenkulün ipotek ettirilmesi suretiyle şirketiniz borç ve yükümlülüklerine kefalet tesis edilmesi halinde meydana gelen ipotek işlemi masraflarının şirketinizce ödenmesi ve bu ödemelerin belgelendirilmesi halinde, bu ödemelerin Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine istinaden gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır. 

            Diğer taraftan, şirketinizin, gerçek usulde mükellefiyeti bulunmayan gayrimenkul sahibi kişiye şirketiniz için kredi teminine yönelik olarak kefil olması karşılığında ödeme yapması halinde bu bedelin gider pusulası düzenlenerek belgelendirilmesi şartıyla gider kaydedilmesi mümkün bulunmaktadır. Bunun için, vergi mevzuatı açısından şirketinizle ilgili kişi arasında sözleşme yapılması zorunluluğu bulunmamakta olup şirketinizce yapılacak ödeme üzerinden vergi kesintisi yapılması da gerekmemektedir.

            Bilgi edinilmesini rica ederim.

 

 

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Özelge:Şirketin Kredibilitesi İçin İpotek Tesisi Ve Kefalet Nedeniyle Yapılan Ödemeler Hk.

23.02.2012

B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 6-700

Son Yorumlananlar

Top
Menu