Bildiğiniz gibi, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu, 1964 yılında yürürlüğe girmiş ve halen uygulanmakta olan bir vergi kanunu. Damga Vergisi ise genel bütçe gelirleri arasında hatırı sayılır bir paya sahip. 1964’ten bu yana yürürlükte olması sebebiyle aslında pek çok konuda uygulama istikrar kazanmış olmakla birlikte, her birinin farklı özellikler taşıması sebebiyle, sözleşmeler (mukavelenameler) konusundaki tartışmalar ve ihtilaflı konular bitmek tükenmek bilmiyor. Sözleşmelerle ilgili en çok ihtilaf oluşturan konu ise sözleşmelerdeki belli paranın, yani damga vergisi matrahının tespiti.

Nispeten uzun olarak değerlendirilebilecek bir aradan sonra yeni yazımızla karşınızdayız. Bu yazımızda, uygulama açısından önemli olduğunu ve pek çok mükellefi ilgilendirdiğini düşündüğümüz bir konu üzerinde duracağız.

Bildiğiniz gibi, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu, 1964 yılında yürürlüğe girmiş ve halen uygulanmakta olan bir vergi kanunu. Damga Vergisi ise genel bütçe gelirleri arasında hatırı sayılır bir paya sahip. 1964’ten bu yana yürürlükte olması sebebiyle aslında pek çok konuda uygulama istikrar kazanmış olmakla birlikte, her birinin farklı özellikler taşıması sebebiyle, sözleşmeler (mukavelenameler) konusundaki tartışmalar ve ihtilaflı konular bitmek tükenmek bilmiyor. Sözleşmelerle ilgili en çok ihtilaf oluşturan konu ise sözleşmelerdeki belli paranın, yani damga vergisi matrahının tespiti.

Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesine göre; Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kâğıtlar üzerinden Damga Vergisi alınıyor. Belli parayı ihtiva eden mukavelenameler ise, ekli (1) sayılı listenin “I. Akitlerle İlgili Kâğıtlar” bölümü uyarınca binde 9,48 oranında damga vergisine tabi. Kanunun 10 uncu maddesi göre de; nispi vergide, kâğıtların türü ve mahiyetlerine göre, bu kâğıtlarda yazılı belli para esas alınmakta. Belli para terimi ise, kâğıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hâsıl edeceği parayı ifade etmekte. Dolayısıyla, belirlenebilir nitelikte belli parayı ihtiva eden sözleşmelerin damga vergisine tabi olduğu ve bu belli paraya uygulanacak nispet sonucunda bulunacak tutarda damga vergisi alınacağına şüphe yok.

Peki, belirlenebilir nitelikte belli para nedir? Bu hususta tereddüt oluşturan en önemli konu hangisidir? Sözleşmeler tanzim edilirken; bu konuda en önemli tereddüt, sözleşmenin düzenlendiği anda hesaplanabilir ve belirlenebilir bir tutarın bulunmadığı, sözleşmeye konu işlemler yapıldıktan sonra kesinleşen miktar veya tutarların bulunduğu durumlarda ortaya çıkıyor.

Son döneme kadar Gelir İdaresi; düzenlendiği anda -miktar veya tutarın belirsizliği sebebiyle- belirlenebilir ve hesaplanabilir belli parayı ihtiva etmeyen sözleşmelerden damga vergisi alınmayacağı, ancak kâğıtlara ilişkin olarak bedelin sözleşme düzenlendikten sonra belirlenerek sözleşmeye şerh konulması ya da kâğıda ait belli parayı gösteren ve ilk kâğıda atıf yapan yeni bir kâğıt düzenlenmesi halinde, sözleşme değişikliğine ilişkin kâğıdın/şerhin damga vergisine tabi tutulacağı yönünde görüş bildiriyordu.

14.06.2011 tarihli ve B.07.1.GİB.4.06.17.02-DMG-1460-412 sayılı özelgede, Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı; işin sözleşmede belirtilen birim fiyatlar üzerinden yapılacağı fakat işin miktarının belli olmaması sebebiyle sözleşmenin imzalandığı tarihte tutarının bilinmediği gerekçesiyle “…düzenlendiği anda belli parayı ihtiva etmediğinden damga vergisine konu teşkil etmeyen kâğıtlara ilişkin olarak bedelin sözleşme düzenlendikten sonra belirlenerek sözleşmeye şerh konulması ya da kâğıda ait belli parayı gösteren ve ilk kâğıda atıf yapan yeni bir kâğıt düzenlenmesi halinde, sözleşme değişikliğine ilişkin bu kâğıdın/şerhin damga vergisine tabi tutulacağı tabiidir.” şeklinde görüş vermiştir.

14.09.2011 tarihli ve B.07.1.GİB.4.06.17.02-DMG-1283-722 sayılı özelgesinde de Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı görüşünü; “… birim fiyatlara yer verilmekle birlikte özellikleri itibarıyla değer tespitine konu gayrimenkullerin adedine ilişkin bir belirleme bulunmadığından, düzenlendiği tarihte belli parayı ihtiva etmeyen söz konusu sözleşmelerden damga vergisi aranılmaması gerekmektedir.” şeklinde ifade etmiştir.

Ankara Vergi Dairesi Başkanlığına ait bir başka özelge olan, 14.10.2011 tarihli ve B.07.1.GİB.4.06.17.02-DMG-1486-877 sayılı özelgede ise; şirketinizin 2 ml’lik conta kapaklı cryo tüpünü derneğin uygun göreceği miktarda, birim fiyatı KDV hariç 0,12 Euro bedelle satmayı kabul ve taahhüt ettiği, söz konusu 2 ml’lik conta kapaklı cryo tüpünün 30.11.2007 tarihinde gerçekleştirilen ihaledeki teknik şartnameye uygun olarak verileceği, idari ve teknik şartnamenin sözleşmenin ayrılmaz bir cüzünü teşkil edeceği, sözleşmede cryo tüpünün miktarı belirtilmediğinden sözleşmeye ait belli bir paranın belirlenmesi mümkün değildir. Bu nedenle, belli parayı ihtiva etmeyen 14/05/2010 tarihli ek sözleşmenin damga vergisine tabi tutulmaması gerekmektedir. şeklinde görüş bildirmiştir.

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 17.06.2010 tarihli ve B.07.1.GİB.4.34.18.01-002.01-196 sayılı özelgede ise; “… gelecekte belli olmayan beher elaman sayısı ve belli olmayan brüt maaş tutarının %12 sine dair bir düzenleme olduğundan, bu hüküm dikkate alınarak sözleşmeye ait belli bir paranın belirlenmesi mümkün değildir. Buna göre, belli parayı ihtiva etmeyen sözleşmeden damga vergisinin aranılmaması gerekmektedir.” şeklinde kanaat bildirmiştir.

Yukarıda yer verilen dört özelge de halen Gelir İdaresinin web sayfasındaki yerini korumaktadır. Bu özelgelere göre sözleşme anında belli olmayan miktar ve tutarlara göre damga vergisi hesaplanması mümkün değildir.

Ancak, yine Gelir İdaresinin web sayfasında yer alan ve 2019 yılında, Karabük Valiliği, Gelir Müdürlüğü tarafından verilen, 18.01.2019 tarihli ve 35831311-010[DV]-E.1187 sayılı en güncel özelgede konuya farklı bir bakış açısı getirilmiştir. Yapılan bakım ve onarım sözleşmesinde, yapılacak bakım bedelinin birim fiyatlarının belirlendiği, ancak toplam bakım bedelinin belli olmaması nedeniyle sözleşmenin damga vergisine tabi olup olmadığı hususunda görüş talep edilmiştir. Konuya ilişkin verilen özelgede şu şekilde görüş verilmiştir: “sözleşmenin konusunun, … İşletmeleri Limited Şirketinin haddehanesinde kullanılan 600-1000 KW arası ve motor gücü 600 KW’ın altındaki muhtelif doğru akım (DC) motorlarının ve manyetik karıştırıcıların tamir ve bakım işlerini olduğu, bakım bedelinin her bir 630 KW-670 KW-800 KW-1000 KW DC motorları için … TL, 600 KW’ın altındaki DC motorlar için ise … TL, çelikhane manyetik karıştırıcı bakımı hiç bir hasar tespit edilmediği takdirde … TL olarak belirlendiği anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, şirketiniz ile … İşletmeleri Limited Şirketi arasında düzenlenen sözleşmenin, bakımı yapılacak … İşletmeleri Ltd. Şti.’nin haddehanesinde kullanılan motorların sayısı ile sözleşmede belirtilen birim fiyatlarının çarpımı sonucu bulunacak tutar üzerinden damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.”

Yukarıdaki özelgeden de anlaşılacağı üzere, önceki görüşlerin aksine, bakıma konu olacak motorların sayısı tam olarak sözleşme anında belli olmamasına rağmen, işletmede bulunan motorlar potansiyel bakıma ve onarıma konu motorlar olarak kabul edilerek bunların sayısı ile bakım bedelinin çarpımı sonucu bulunacak tutar üzerinden damga vergisi alınması gerektiği belirtilmiştir. Hâlbuki, yukarıda da belirttiğimiz istikrar kazanmış görüşlerde, sözleşmede belirtilen birim fiyatlar üzerinden işin yapılacağı, fakat işin miktarının belli olmaması sebebiyle sözleşmenin imzalandığı tarihte tutarının bilinmediği durumlarda damga vergisi hesaplanmayacağı yönünde görüş bildirilmişti.

Kişisel olarak kanaatimiz, aynen istikrar kazanmış görüşlerde olduğu gibi, sözleşmede belirtilen birim fiyatlar üzerinden işin yapılacağı, fakat işin miktarının belli olmaması sebebiyle sözleşmenin imzalandığı tarihte belli paranın hesaplanamadığı durumlarda, muvazaalı ya da doğrudan belli paranın hesaplanmasını engellemeye yönelik hileli bir işlem bulunmadığı takdirde, damga vergisi hesaplanmaması gerektiği yönündedir. Yoksa, potansiyel birim ve adetlerden hareketle bu tür hesaplamaların yapılması, uygulamada problemlere ve kafa karışıklığına yol açacak ve Kanunun amacına da aykırı olacaktır. Bu yönüyle güncel olması sebebiyle de önemli olan tarih olarak verilen son özelgenin ve özelgede yer alan görüşün yeniden değerlendirilmesi ve Gelir İdaresinin istikrar kazanmış görüşünün korunması gerektiğini düşünüyoruz.

9 Mart 2020 /Gelir İdaresinin, Düzenlendiği Anda Belli Parayı İhtiva Etmeyen Sözleşmelerde Damga Vergisine İlişkin Görüşü ve Oluşabilecek Tereddütler
Yasal Uyarı: @Vergipedia , Tüm hakları saklıdır - Yanlızca kaynak gösterilerek kullanılabilir.
ETİKETLER :

  • Saygın KARABACAK

    Görüşlerine aynen katılıyorum. Eline sağlık.

    Bu yoruma cevap yaz

YORUM YAP

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Elektronik Fatura Mimarisi ve Hindistan E-Fatura Uygulaması

makale

Elektronik belge dünyadaki mali idarelerin en önemli hayallerden birisi Ülkemiz ise bu alanda önemli bir başarı kaydeden ülkeler arasında yer alıyor Kendi kulvarındaki birçok ülkeye göre erken başlayan, oldukça yavaş ilerleyen ve yakın tarihli atılımlarla gaza basılarak artık ekonominin geneline yayılan bir e-belge alt yapısına sahip bulunuyoruz Gerçekten gurur ...

29 Eylül 2020 0 29

Gayrimenkulde Rant Vergisi Dönemi Başladı

makale

İmar planı değişikliği sayesinde değeri artan gayrimenkullerden artık rant vergisi alınacak Vergi, taşınmazın artan değerinin tamamı olarak alınacak olup, değer artışından sahipleri pay alamayacak Türkiye’de yıllardır konuşulan ancak bir türlü hayata geçirilemeyen rant vergisi nihayet uygulanmaya başlandı İmar planı değişikliğine dair değer artış payı hakkında yönetmelik Resmi Gazetede yayımlanarak ...

22 Eylül 2020 0 112

Son Yorumlananlar

Top
Menu