Fiilen Faaliyeti Bulunmayan Şirketin Kurumlar Vergisi Ve Kdv Mükellefiyeti Hk.

Fiilen Faaliyeti Bulunmayan Şirketin Kurumlar Vergisi Ve Kdv Mükellefiyeti Hk.
 

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

ücretsiz e-belge görüntüleyici program, e-fatura görüntületileyici program

(Mükellef Hizmetleri KDV ve Diğer Vergiler Grup Müdürlüğü)

Sayı

:

B.07.1.GİB.4.06.17.01-130[2011-1-1-45]-204

11/02/2012

Konu

:

Fiilen faaliyeti bulunmayan şirketin kurumlar vergisi ve KDV mükellefiyeti

            İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Şirketinizin … tarihinde kurulduğu, … . ile şirketiniz arasında … tarihinde düzenlenen ” … ” sözleşmesinin yürürlüğe girmesi için devlet onayı beklediğiniz ve bu nedenle henüz faaliyete geçmediğiniz, faaliyete başlamamış olmanız nedeniyle fatura, irsaliye ve diğer resmi belgeleri temin etmediğiniz, bağlı bulunduğunuz … Vergi Dairesi Müdürlüğünce, Şirketinizden “fiili faaliyetin tespiti”nin istendiği ve Şirketinizce vergi dairesine bilgi verilmesine rağmen adı geçen vergi dairesi müdürlüğünce mükellefiyetinizin resen kapatılacağının tarafınıza bildirildiği ifade edilerek Şirketinizin vergi kanunları karşısındaki durumuna ilişkin bilgi istenilmektedir.

            VERGİ USUL YÖNÜNDEN

             213 sayılı Vergi Usul Kanununun 161 inci maddesine göre, işi bırakma vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona erdirilmesini ifade eder. İşlerin herhangi bir sebep yüzünden geçici bir süre için durdurulması işi bırakma sayılmaz. Aynı Kanun’un 162 inci maddesine göre ise tasfiye ve iflas hallerinde, mükellefiyetin vergi ile ilgili muamelelerin tamamen sona erdirilmesine kadar devam etmesi ve bu hallerde tasfiye memurları veya iflas dairesi tarafından, tasfiye veya iflas kararlarını ve tasfiyenin veya iflasın kapandığının vergi dairesine ayrı ayrı bildirilmesi zorunludur.

             Tüzel kişilerin mükellefiyetlerinin sona erdirilmesi tasfiye ve iflas hallerinde söz konusu olmaktadır. Bir başka ifadeyle mükellefin işi bırakmış sayılabilmesi için işi ile ilgili tedarik işlemlerini durdurmasının yanı sıra, işletmede bulunan emtia stokları ile diğer döner ve sabit değerlerinin de elden çıkarılması veya bu varlıkların işletme sahiplerince işletmeden çekilmiş olması, tüzel kişiliğe haiz mükelleflerin ayrıca tasfiye sürecinin tamamlanarak ticaret unvanlarının sicilden silinmesi gerekmektedir.

             Ticaret şirketleri açısından mükellefiyetin sona erdirilmesi tasfiye ve iflas hallerine inhisar ettirilmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen işlemler yerine getirilmeden ve tasfiye ve iflasın sona erdiği tescil ve ilan edilmeden tasfiyenin sona erdiğinin kabul edilmesi ve şirketin tüzel kişiliğinin ortadan kaldırılması mümkün değildir.

             Ancak, 2004/13 Seri No.lu Uygulama İç Genelgesi ile işi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunmaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilmemesi halinde mükellefiyet kaydının vergi dairesince terkin edileceği belirtilmiştir.

            Yukarıda yer alan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, 2004/13 Seri No.lu Uygulama İç Genelgesi uyarınca mükellefiyetin terkin edilmesi; işi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi halinde söz konusu olmaktadır. Aksi takdirde ticaret şirketleri açısından Türk Ticaret Kanununda öngörülen işlemler yerine getirilmeden ve tasfiye ve iflasın sona erdiği tescil ve ilan edilmeden tasfiyenin sona erdiğinin kabul edilmesi ve şirketin tüzel kişiliğinin ortadan kaldırılması mümkün değildir.

            KURUMLAR VERGİSİ YÖNÜNDEN

            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun  1 inci maddesinde;

            –  (1) Aşağıda sayılan kurumların kazançları kurumlar vergisine tabi olduğu,

            a) Sermaye şirketleri,

            b) Kooperatifler,

            c) İktisadi kamu kuruluşları,

            d) Dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler,

            e) İş ortaklıkları,

             –  (2) Kurum kazancı, gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluştuğu.”

             hükme bağlanmıştır.

             Diğer yandan, Gelir Vergisi Kanununun 85 inci maddesinde; “Mükellefler, ikinci maddede yazılı kaynaklardan bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve iratları için bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça yıllık beyanname verirler. Bu Kanuna göre beyanı gereken gelirlerin yıllık beyannamede toplanması zorunludur.

             Tacirlerle çiftçiler ve serbest meslek erbabı ticari, zirai ve mesleki faaliyetlerinden kazanç temin etmemiş olsalar bile, yıllık beyanname verirler. Bu hüküm, şirketlerin faaliyet ve tasfiye dönemlerine şamil olmak üzere kolektif şirket ortakları ile komanditeler hakkında uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

            Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesinin birinci fıkrasında; kamu idare müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilerin avans olarak ödenenler dahil olmak üzere bu maddede sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecbur oldukları hükmüne yer verilmiş olup, aynı maddenin (5/a) bendi el de Kanun’un 70’inci maddesinde yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığı yapılan ödemelerden % 20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

             Yine aynı Kanun’un 98 inci maddesinde ise 94 üncü madde gereğince vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların bir ay içinde yaptıkları ödemeler veya tahakkuk ettirdikleri karlar ve iratlar ile bunlardan tevkif ettikleri vergileri ertesi ayın yirmi üçüncü akşamına kadar ödeme veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmeye mecbur oldukları hükmüne yer verilmiştir.

             Buna göre, Şirketinizce kazanç elde edilmese bile mükellefiyetinizin devam ettiği dönemler için kurumlar vergisi beyannamesi verilmesi, nakden veya hesaben kira ödemelerinden tevkifat yapmanız halinde bu tevkifatın da muhtasar beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.

            KATMA DEĞER VERGİSİ YÖNÜNDEN        

            Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesinde, ticari, sınai, zırai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

           Aynı Kanunun 40/3 üncü maddesi ile herhangi bir vergilendirme döneminde vergiye tabi işlemleri bulunmayan mükelleflerin de beyanname vermek mecburiyetinde oldukları hüküm altına alınmış bulunmaktadır.

           Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, ticari faaliyet nedeniyle mükellefiyet tesis ettiren Şirketinizin vergiye tabi işlemlerin gerçekleşmediği dönemlerde Katma Değer Vergisi Kanunun 40/3 üncü maddesi uyarınca boş da olsa katma değer vergisi beyannamesi vermesi gerekmektedir.

           Bilgi edinilmesini rica ederim.

(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.

(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.

Özelge:Fiilen Faaliyeti Bulunmayan Şirketin Kurumlar Vergisi Ve Kdv Mükellefiyeti Hk.

11.02.2012

B.07.1.GİB.4.06.17.01-130[2011-1-1-45]-204

Top
Menu