Banka bilançolarının aktif bölümünde yer alan takipteki alacaklar (brüt) rakamı, bir bankanın aktif kalitesi ve ana faaliyet alanına ilişkin performans ölçümünde en önemli kriterler arasında yer almaktadır. Bu rakam bankaların aktif kalitesini ve faaliyetinin değerlendirilmesinde kullanılan bir çok temel performans göstergelerini de (KPI) negatif şekilde etkilemektedir. Bu duruma bağlı olarak da banka riski artmakta, artan risk de beraberinde bankaların kaynak (borçlanma) maliyetini artırmaktadır. Zincirleme reaksiyonun neticesi ise azalan varlık ve öz kaynak karlılığı olmaktadır.

Bankalar, en büyük riski olan kredi riski bağlamında, geri ödenemeyen kredilerini sorunlu alacaklar olarak bilançolarının aktifinde takipteki alacaklar hesabına aktarmakta, tahsil edememe riskine istinaden karşılık ayırmakta ve yasal takip sürecine girişmektedirler.

Türk bankacılık sektörünün vermiş olduğu kredilerin ne kadarının takibe alındığı incelendiğinde ise 2019 yıl sonu itibarıyla takipteki kredilerin (brüt) tutarının 151 milyar TL’ye ulaştığı ve bunun toplam kredi hacminin % 5,7’sine tekabül ettiği görülmektedir. Yine aşağıda yer alan grafikten de anlaşılacağı üzere takipteki kredilerin tutarı 2018 yılına nazaran % 55 oranında artış göstermiştir.

 

on1jpg mFqOm

Banka bilançolarının aktif bölümünde yer alan takipteki alacaklar (brüt) rakamı, bir bankanın aktif kalitesi ve ana faaliyet alanına ilişkin performans ölçümünde en önemli kriterler arasında yer almaktadır. Bu rakam bankaların aktif kalitesini ve faaliyetinin değerlendirilmesinde kullanılan bir çok temel performans göstergelerini de (KPI) negatif şekilde etkilemektedir. Bu duruma bağlı olarak da banka riski artmakta, artan risk de beraberinde bankaların kaynak (borçlanma) maliyetini artırmaktadır. Zincirleme reaksiyonun neticesi ise azalan varlık ve öz kaynak karlılığı olmaktadır.

Bu noktada, öz kaynakları, dolayısıyla da pasif yapısını olumsuz etkileyecek toksik nitelikteki sorunlu kredilerin ve alacakların (toxic assets) banka bilançolarından arındırılmasında varlık yönetim şirketleri önemli bir misyon üstlenmekte ve bankalara ciddi düzeyde destek olmaktadır. Varlık yönetim şirketlerinin son yıllarda bankalardan devir almış oldukları alacak tutarlarındaki artış da bu durumu destekler nitelikteki bir göstergedir.

Nitekim sektör verileri bankaların 2018 yılında 7,3 milyar TL tutarında tahsili gecikmiş krediyi, % 5 oranına tekabül eden 350-400 milyon TL civarında bir bedel karşılığında varlık yönetim şirketlerine sattığını, 2019 yılı ilk 9 aylık verilere göre de devredilen tahsili gecikmiş kredi miktarının ise 8 milyar TL’ye ulaştığını gösteriyor. Tüm yılın ise 10 milyar TL ile kapandığı tahmin ediliyor.

2020 yılında ise bu tutarın daha da büyüyerek 14,9 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor. Son on bir yıllık dönemde (2008-2018) bankaların sattığı toplam tahsili gecikmiş kredi tutarı ise 45 milyar TL seviyelerinde bulunuyor. Buna paralel olarak sektörün 2008-2018 döneminde büyüme hızı da % 430’lara ulaşıyor.

Mega Varlık Yönetim şirketi

Bankacılık ve finans sektörü, ortalama olarak vermiş olduğu her 100 liralık kredinin 5 lirasında vade gününde tahsilat sorunu yaşamaktadır. Söz konusu 5 liranın 2 lirasını kısa vadede idari takip süreci içinde, 2 lirasını ise 2-3 yıla varan takip süreci içinde tahsil etmektedirler. Kalan 1 lirasını ise, varlık yönetim şirketlerine satmakta veya yasal takip sürecine devam etmektedirler.

Varlık yönetim şirketleri başta bankalar olmak üzere finans sektörünün gecikmiş alacaklarını satın alarak kurumların hem bilançosunun temizlenmesine, arındırılmasına hizmet eder, hem de bu kurumları ciddi zaman ve insan kaynağı gerektiren operasyonel yükten kurtarırlar.

Bu kapsamda kulislerde, Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) takibe atılan milyarlarca dolarlık kredinin çözümüne yardımcı olunması kapsamında, bir varlık yönetim şirketi kurulmasını değerlendirmek için bir danışmanlık firmasına yetki verildiği, “mega varlık yönetim şirketi” olarak nitelendirilebilecek bu yapılanmanın başta inşaat ve enerji sektörlerindeki takipteki krediler de dahil olmak üzere çok sayıdaki Türk şirketinin takipteki kredilerini (NPL) bünyesinde barındıracağı konuşuluyor.

Hali hazırda Türk Bankacılık sektöründe kredilerin Takibe Dönüşüm Oranının (TDO) 2019 sonu itibariyle %5,35 iken, inşaat sektöründe bu oranın % 9,8, enerji sektöründe ise % 6,6 olarak gerçekleştiğini de hatırlatmış olalım.

4 Mart 2020 /Takipteki krediler artışı “Mega Varlık Yönetim Şirketi mi” kurdurtuyor?
Yasal Uyarı: @Vergipedia , Tüm hakları saklıdır - Yanlızca kaynak gösterilerek kullanılabilir.
ETİKETLER :

YORUM YAP

Bir Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Finansal Bilgilerimiz Paylaşılıyor

makale

Vergi kayıp ve kaçaklarını önlemek üzere OECD tarafından Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi oluşturulmuştur Avrupa Birliği üyesi ülkelerin tamamının yanı sıra İsviçre, Norveç, Brezilya, Hindistan gibi ülkeler de dahil bugün itibarıyla 136 ülkenin taraf olduğu Sözleşme, uluslararası vergisel işbirliği ve şeffaflığın bir gereği olarak 2011 yılında Türkiye tarafından ...

1 Ekim 2020 0 3

Elektronik Fatura Mimarisi ve Hindistan E-Fatura Uygulaması

makale

Elektronik belge dünyadaki mali idarelerin en önemli hayallerden birisi Ülkemiz ise bu alanda önemli bir başarı kaydeden ülkeler arasında yer alıyor Kendi kulvarındaki birçok ülkeye göre erken başlayan, oldukça yavaş ilerleyen ve yakın tarihli atılımlarla gaza basılarak artık ekonominin geneline yayılan bir e-belge alt yapısına sahip bulunuyoruz Gerçekten gurur ...

29 Eylül 2020 0 43

Son Yorumlananlar

Top
Menu